alerjik rinit hakkında sık sorulan sorular

Alerjik Rinit Hakkında Sık Sorulan Sorular

Alerjik rinit nedir, tanımlarmısınız? Bu hastalığın önemi nedir?

Rinit’in dilimizdeki karşılığı “nezle”dir. Ancak tıbbi olarak burun içini kaplayan ve mukoza ismi verilen tabakanın “iltihablı olması” durumunu yansıtır. Her ne kadar günlük kullanımda iltihap burunda bir infeksiyon varlığını düşündürse de hekimler iltihabın mikrobik olabileceği gibi alerjik veya vücudumuzun hatalı bir davranışı sonucu kendi organlarına saldırmasından da (otoimmün) ileri gelebildiği bilirler. Burun mukozasındaki bu iltihap burunda akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanıklık gibi yakınmalara neden olur. Özetle nezlenin oluşmasında başta mikrobik nedenler olmak üzere alerjik, otoimmün gibi başka mekanizmalarda sorumlu olabilir.

Bir ya da birden fazla alerjene karşı duyarlılığı olan bir kimsede, alerjen ile karşılaşma halinde burunda başlıca akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanıklık şeklinde yakınmaların oluştuğu hastalık tablosu alerjik nezle olarak tanımlanır. Hastalığın isminden de anlaşılacağı gibi kişinin bir alerjene duyarlı olması ve bu alerjen ile karşılaşmanın o kişide nezle yakınmaları oluşturması gerekir. Burunda akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanma her türlü nezle(rinit)’nin bulgusu olabilir. Nezlesi olan bir kişide alerjik nezle teşhisinin konulabilmesi için hem duyarlı olunan (alerjik olunan) bir madde gösterilmesi hem de duyarlı olunan alerjenin nezle yakınmalarına yol açtığının gösterilmesi gerekir. Aksi durumda alerjik nezle tanısı konamaz.

Alerjik rinit her yaş grubunda en sık görülen kronik hastalıklardan biridir. Ülkeden ülkeye değişmekle birlikte toplumlarda alerjik nezle görülme sıklığının %10 ile %25 arasında değiştiği tahmin edilmektedir. Devlet Planlama teşkilatı projesi kapsamından ekibimizle gerçekleştirdiğimiz araştırmalar Türkiye’nin değişik bölgelerinde çocukların hemen hemen çoğunun yaşamında bir veya daha fazla kez rinit yakınması olduğu ve %10-20 gibi bir oranında alerjik nezleyi düşündüren yakınmalar olduğunu saptadık. Ancak hastaların %50’e yakın bir oranı bu durumun varlığından habersizdi. Ayrıca alerjik rinit rastlanma oranının çocukluk döneminde yaş büyüdükçe arttığını ve en sık görülme yaşının ergenlik çağı ve genç erişkin yaşlar olduğunu saptadık.

“Nezle” varlığı ne yazıkki küçümsenen bir durumdur. Ölümcül hastalıklar düşünüldüğünde bunun doğru olduğu da söylenebilir. Ancak alerjik nezle burunda neden olduğu yakınmalar ile iş yada okul başarısının düşmesi, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon bozukluğu, uyku bozukluğu gibi sorunlara yol açabilir. Bunlarda tahmin edileceği üzere yaşam kalitesinin önemli derecede bozulması anlamı taşır. Nezlenin nasıl bir sorun oluşturduğunu en iyi bebeği olan anneler bilirler. Burundan soluk alıp vermeye göre oluşmuş bir yapımız vardır ve burunda herhangi bir nedenle tıknıklık oluştuğunda bebekler için uyumak mümkün olmaz. Anneler; bütün gece yatakda dönüp durduğunu, sürekli uyanıp ağladığını ve “mızmızlandığını” söylerler. Çocuk ve erişkinlerde ise burun tıkanıklığı bebeklerdeki derece uyku sorunu oluşturmasa da uyku kalitesinin bozulmasına ve ertesi sabah yeterince uzun uyunmamış gibi bir duygu ile uyanmaya neden olur. Sanırım; nezlenin nasıl bir sorun oluşturduğunu en iyi burnumuzu tıkayarak uyumaya çalıştığımızda anlayabiliriz. Sona bırakılmış olmakla birlikte nezlenin ayrıca sinüzit, orta kulak iltihabı ve astım hastalığının kötüleşmesi gibi etkileri de olabilir. Hekimler burunu rahatlatma ile bu gibi hastalıkların hem şiddetinde hem de kontrolünde önemli gelşme sağlayabildklerini bilmektedirler.

Alerjik rinitin çeşitleri var mıdır? Bunlar hakkında bilgi veririmisiniz?

Alerjik riniti olan hastalarda; duyarlı olunan alerjenle karşılaşma süresine ve de rinitin şiddetine göre değişen oranlarda yakınmalar olur. Örneğin çayır pollenlerine duyarlı olan bir kişide rinit yakınmaları çoğunlukla ilkbahar sonu, yaz başı gibi ortaya çıkar. Bu sebeble bu hastalar “Mevsimsel alerjik rinitli” olarak isimlendirilir. Oysa her an çevremizde bulunanan (ev tozu, kedi gibi) alerjenlere duyarlı olanlarda ise yakınmalar yıl boyunca görüldüğünden bu kişiler “Perennial –yıl boyu süren- alerjk rinitli” olarak isimlendirilir.

Alerjik rinitin görüldüğü belli bir yaş dönemi var mıdır? Bu dönem cinsiyete göre değişir mi?

Önceden de kısaca değindiğim üzere alerjik rinite her yaş grubunda rastlanır. Ancak alerjik duyarlaşmanın gelişmesi yaşla arttığından genellikle 2 yaşından önce görülmediğini ve 2 yaştan sonra giderek görülme sıklığının arttığını söylemek yanlış olmayacaktır. Ayrıca en sık görüldüğü yaş grubunu ergenlik çağ ve genç erişkin yaş dönemleri olduğu bilinmektedir. Bu yaşdan sonrasında ise hem bir grup alerjik rinitlide duyarlılık kaybolabildiğinden hem de yakınmaların algılanma eşiği yükseldiğinden hastalık prevelasının azaldığı kabul edilmektedir. Epidemiolojik çalışmaların birçoğunda kadın cinsiyetin alerjik rinit görülme sıklığı açısından bir dezavantaj oluşturduğu görülmüştür, ancak bunun nedeni hakkında kesin bilgi henüz yoktur.

Alerjik rinitin belirtileri nelerdir?

Alerjik rinitli bir kimsede, alerjen ile karşılaşma halinde burunda başlıca akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanıklık şeklinde yakınmaların oluşmaktadır. Ayrıca burunda neden olduğu yakınmalar ile iş yada okul başarısının düşmesi, dikkat dağınıklığı, konsantrasyon bozukluğu, uyku bozukluğu gibi sorunlara da yol açabilir. Alerjik rinitin sinüzit, orta kulak iltihabı ve astım hastalığının kötüleşmesi gibi etkileri de olabilir. Biz hekimler burunun rahatlatılması ile bu gibi hastalıkların hem şiddetinde hem de kontrolünde önemli yarar sağlayabildiğimizi biliriz.

Hastalığın tanısında kullanılan yöntemlerden sözeder misiniz?

Alerjik rinit tanısında kullanılan altın bir standart (yani tetkik) yoktur. Hastalığın isminden de anlaşılacağı gibi kişinin bir alerjene duyarlı olması ve bu alerjen ile karşılaşmanın o kişide nezle yakınmaları oluşturması gerekir. Burunda akıntı, aksırık, kaşıntı ve tıkanma her türlü nezle(rinit)’nin bulgusu olabilir. Nezlesi olan bir kişide alerjik nezle teşhisinin konulabilmesi için hem duyarlı olunan (alerjik olunan) bir madde gösterilmesi hem de duyarlı olunan alerjenin nezle yakınmalarına yol açtığının gösterilmesi gerekir. Aksi durumda alerjik rinit tanısı konamaz.

Ancak tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de alerji testlerinin yapıldığı merkez sayısı kısıtlıdır. Her an her yerde alerji testlerini yapmak mümkün değildir. Bu sebeple neye duyarlı olunduğu gösterilmeden tedaviye başlanabilir. İvedilikle yakınmaların ilaçlar ile kontrol altına alınması ve hastanın yaşam kalitesinin geri kazandırılması hekimlerin birincil önceliğidir. Ancak tanıdan şüphe duyulduğu durumlarda önce testlerin yapılıp sonra tedaviye başlanması tercih edilebilir. Alerji testleri hastanın neden nasıl kaçınacağını öğrenmesi açısından önemlidir. Alerji kliniklerinde alerjik olmadığı halde alerjik riniti varmış gibi tedavi edilen hastalara giderek artan oranlarda rastlanmaktadır. Bu bağlamda yetersiz tedavinin yanısıra aşırı tedavi edilen bir grubun varlığından sözetmek yanlış olmayacaktır. Burun sekresyonunun incelemesinde eozinofil dediğimiz alerji askerlerinin gösterilmesi, buruna alerjen püskürtüldüğünde rinit yakınmalarının başlaması, burun mukozasından alınan biopsinin incelenmesi teşhis amacıyla rutin olarak kullanılmayan ama sorunlu bazı olgularda başvurulabilen diğer yöntemlerden bazılarıdır.

İlaç tedavisinde hangi ilaç grupları kullanılmaktadır? Bu ilaçların etki mekanızmaları için neler söyleyebilirsiniz? İlaç tedavisi kesin çözüm sağlar mı?

Alerjik rinit tedavisinde kullanılan ilaçlar ağızdan veya burundan uygulanır. Uygulama yollarının kendilerine özgü olumlu ve olumsuz yönleri vardır. Burun yolu ile uygulanan ilaçlar doğrudan hedef bölgeye uygulanabilirken, daha az doz ilaç kullanmak, sistemik yan etkilerden sakınmak ve daha çabuk etki elde etmek mümkün olur. Ağız yolu ile uygulamalarda ise ilacın sistemik etkisi alerjik göz nezlesi gibi diğer yakınmalarında kontrolüne katkı sağlamakta, ilaç burun mukozanın tüm bölgelerine buruna uygulananlara göre daha iyi ulaşmakta, buruna uygulanan ilaçların neden olduğu irritasyon ve burun kanaması gibi yan etkilere neden olmamakta ve de burun tıkanıklığında dahi uygulanabilir olmaktadır.

Alerjik rinit tedavisinde kullanılan ilaç grupları antihistaminler, glukokortikoidler (kortizon), kromonlar, dekonjestanlar, antikolinerjikler ve antilökotrienlerdir. Her bir ilacın yakınmaları kontrol edebilme özellikleri değişiklikler gösterir. Örneğin antihistaminler akıntı, kaşıntı ve aksırık üzerine etkili iken dekonjestanlar sadece tıkanıklık üzerine de etkilidirler. Hekimler alerjik rinitli bir hasta ile karşılaştıklarında öncelikle hastanın yakınmalarının spektrumunu, hastalık şiddetini ve süresini belirleyerek bir tedavi önerirler. Ancak rinit yakınmalarının süresi, hasta yaşı, hastanın tercihi, tedavi uyuncu, ilaçların olası istenmeyen etkileri ve klinik tabloya egemen olan yakınmalar gibi değişkenler gözününe alınarak başka yaklaşımlar da önerilebilir. Mevcut medikal tedaviler hastalığı etkin bir şekilde kontrol altına alabilirler ve hasta da oluşturduğu sorunları büyük oranda ortadan kaldırabilirler. Ancak hastalığı kür edemezler (tamamen ortadan kaldıramazlar).

Alerjik rinitten korunma yöntemleri neler olabilir?

Alerjik rinitli bir hastanın ilk aşamada hangi maddeye karşı alerjisi varsa o maddeden nasıl kaçınacağını öğrenmesi ve o önlemleri alması gerekir. Alerjistler her alerjen için o alerjene yönelik özgül sakınma yöntemleri önerirler. Bu öneriler hastadan hastaya hastalığın şiddeti ile ilişkili olarak değişkenlik gösterebilir. Ne yazıkki hastalarımızın birçoğu medyada duyurulan her önlemi almaya çalışmaktalar. Oysa bu önlemlerin çoğunluğunun hem etkinliği gösterilmemiştir hem de kendilerine önemli bir ekonomik yük getirdiğini sonradan anlamaktadırlar. Alerjenden sakınma, yakınmaların oluşmasını büyük oranda kontrol edebilir. Ayrıca alerjik rinitli hastalarda kesif ve yoğun kokular, irritanlar ve infeksiyonlar da yakınmaların hem yoğunlaşmasına hem de uzamasına neden olabilirler. Bu etkenlerden mümkün olduğunca kaçınmak gerekir.

Alerjk rinit tedavisinde immünoterapi için ne düşünüyorsunuz?

İmmünoterapi tedavisi; hastanın duyarlı olduğu alerjenin giderek artan dozlarda vücuda enjekte edilmesine dayanan ve bağışıklık sisteminin alerjene verdiği tepkilerin azaltılmasını hedefleyen bir yöntemdir. Bu tedavi biçimi genelde hastalık kontrolünü arttırsa bile kür edemez (ortadan kaldıramaz). İmmünoterapi yapılma kararı ve nasıl yapılacağı konu hakkında uzmanlık(ihtisas) eğitimi almış alerjistler tarafından verilmelidir.

Eklemek istediğiniz başka noktalar var mı?

Alerjik nezle tedavisi başta alerji uzmanları olmak üzere pratisyen hekimler, aile hekimleri pediatri uzmanları, dahiliyeciler, göğüs hastalıkları uzmanları ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanları tarafından yapılmaktadır. Tedavinin yetersiz kaldığı durumlarda hastaların ileri tedaviler için alerji uzmanları tarafından incelenmesi gerekebilir. Ancak ilaç tedavilerin hastaların büyük bir oranını kontrol ettiği bilinmelidir. İmmünoterapi yetersiz kontrollü hastalar yanında astım gelişme riskini azaltmak için de uygulanabilmektedir. Ancak gereksiz tedavilerden kaçınmak için immünoterapiden yarar görecek doğru hastanın seçimi önemlidir. Bu amaçla deneyimli ve yetkin merkezlere başvurulması gerekir.

Dikkat: Bu yazı Dr Bülent Şekerel tarafından hazırlanmış olup kaynak gösterilmeden kullanılamaz.